Zekât, beldedeki şu sekiz sınıf insandan bulunanlara verilir:
Fakirler
Miskinler
Halîfenin emri ile zekât toplayan görevliler
Müellefe-i Kulûb
Bu sınıf Peygamber Efendimizin vefatından sonra bulunmadığı için zikredilen sekiz sınıftan müstesnadır. Çünkü Efendimiz Ömer’in buyurduğu gibi Peygamber Efendimiz bu sınıfa kalplerini İslam’a ısındırmak için zekât malından verirdi. Ancak günümüzde Allâh-u Teâlâ dinini güçlendirmiştir. Böylece bu kısma zekât verme sebebi ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla bunlara zekâttan pay verilmez.
Sahipleri ile hür olmak için anlaşan köleler
Borcunu ödemekten âciz olan kimseler
Fî sebîlillâh
İmam Ebû Yûsuf’a göre “Fî sebîlillêh” gönüllü olarak cihada gidenlerdir. Bu sahih olan görüştür.
Bundan anlıyoruz ki zekâtı her hayırlı amel için vermek geçerli değildir.
Yolda kalanlar
Yani gitmek istediği yere ulaşacak parası olmayan seferî kişiler.
Zekâtı bu 8 sınıf insan dışındaki kimselere vermek ne câizdir ne de geçerlidir.
Kişi zekâtı bu sınıflardan birkaçına da verebilir, tek birine de verebilir.
Bir beldeden başka bir beldeye zekâtı nakletmek mekruhtur, ancak uzaktaki beldede muhtaç olan akrabası veya kendi beldesinde bulunanlardan daha muhtaç kimseler var ise mekruh değildir.
Hâşim oğullarına, onların azat ettiklerine ve zimmi olan kimselere zekât vermek câiz değildir.