Batıl yolda olan kişiyi karanlıktan kurtarıp hidayet nuru ile aydınlatandır.
Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
الله ُ نُورُ السَّمَاواتِ وَ الأرْضِ
Anlamı: “Allâh, gök ehlini (Melekler) ve yeryüzündekilerin bazılarını imanın nuruna (hidayete) erdirendir.”
Bazı âlimler de “Gökleri ve yeryüzünü nurlandırandır” demişlerdir. Bu halde bu ayeti Allah göklerin ve yerlerin nurudur diye açıklamak yanlıştır. Çünkü Türk dilinde nur kelimsi; ışık, pırıltı ve aydınlık manasında kullanılır. Allâh hakkında bunları kullanmak asla caiz değildir.